13 Ocak 2024 Cumartesi

ŞU AN

Bir haberci rüzgar esti enseme. Hani olur ya metro durağında beklerken önce bir rüzgar eser anlarız ki metro şimdi gelecek. Ha şimdi, hadi şimdi  derken gelir ve kapılar açılır. Kuru ekmeğin boğazında takıldığı gibi bir yoğunluk olur kapılarda herkes çıkınca su içmiş gibi ferahlar boğazımız. O boğazlardan geçip oturma sırasına gireriz hepimiz. kulağımızda bir şarkı .Hatta bir şarkı bitmeden öteki şarkıya geçilen o sabırsızlıklar. 'İthal' sabırsızlıklar. Uykusuzluğun verdiği kafanın düşmesi ve boynun inanılmaz ağrısı. Kafamdan şunlar geçiyor oturduğum turuncu koltuklarda. Öyle yoğun olmak isterim ki düşünmeye yatağa yatmaya vaktim olmasın isterim. Uyku çekilmez ve isyankarlığının sızıntısıyla  bünyeme zuhur eder ve dayanılmaz acı verdiğini bilirim de ondandır kendime çektirdiğim eziyet. Keyifsiz yemekler, keyifsiz sohbetler. Öylesine düşünmekten kaçarım ki, öylesine işler bulurum kendime .Bedenim yorgun, bitap düşene kadar çalışırım. Bazen, uyumak için içerim. Uyumak için uyuşması gerekir bedenimin. Bir de sen çıktın ya başıma. İşte, iyice tadı kaçtı uykularımın. Sen başkasına, ben sana. Belirsizliğe boğup gidersin hep. O olmak istersin ki zihnine bir saniye bile düşebilmek adına. Yaptığın her hareketi yormak başka yerlere. Gözüme bakmadığın tek bir an olduğunda taşlı yolları aşıp hiç olmayan sonuçlara varmak. Küsmek sana. Habersiz küsmeler. Dağa küsmüşüm küsmesine de, dağın haberi olmasını bırak farkında bile değil varlığımın. Yok sayılmak bazen. Hatta hiç var olmamak. Yazar olmak, oyuncu olmak ,öğrenci olmak, evlat olmak, dost olmak, insan olmak en nihayetinde. Ama en çok sen olmayı istemek. Buna anlam veremez içim. Biri olmak ve o biri için boğulabilmek cankurtaranın olmadığını bilerek. Aşık olmak. Hatta aşık olmayı sevmek. Nazım Hikmet'i anlamak gibi bir gün. Hatta kızmak ona ve ona benzeyen her şeye. Beresinin renginden tanıyıp, insanları aşıp ona ulaşmak ama bambaşka biriyle karşılaşmak. Onun olma ümidiyle yarıp geçtiğin insan kalabalığından özürler dilemek. Meğer boşa ezmişim  binlerce karıncayı. Meğer boşa olmuşum katil. Meğer boşa boğulmuşum kanların içinde. Kan kırmızısı bir kazakta kendini beğenmek. Metrodan indim. Metro kapısının boşluğuna düştüm. Üstümden metrolar geçti. Ama ben ölmedim. Canım bile yanmadı. Rüya hissizliği. Paradoks? Değil mi?

C.A

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

ARAYIŞ

DÜNYA'NIN EN APTAL BÖCEĞİNE AŞIK OLDUM

 Dünya'nın en aptal böceğine aşık oldum bugün. Parmağımda gezinirken antenleri hâlâ yazıyorum işte buralara. Geceden kalma sarhoşlukla n...