8 Nisan 2023 Cumartesi

GÜNEAŞIK


Boğulmak üzere olduğum denizin derinliklerinde aradım durdum o balığı. İndim derinlere fakat bulamadım. Neydi o balık, kimdi bilmiyorum. Ama aradım onu tüm gece. Su yüzüne çıkamadım. Yosunlar dolandı ayağıma. Çektiler beni. Belki balığa götürürler diye ses etmedim. Çektikçe bağırdım onlara. Sordum balığı geçen her su damlasına. Sordum her akıntıya. Fakat bulamadım o balığı. Pes ettim sonunda. Kopardım yosunları ve ışığa doğru yüzdüm. Yüzdüm. Yüzdüm. Yüzdüm… Çıktım su yüzüne. Ulaştım güneşe. Ciğerlerim doldu nefesle. Saçıma değdi güneş. Yaktı tenimi. Sonra baktım kıyıya. Benimle beraber güneşten kavrulan, o sarı saçlı Günebakan’ı gördüm. O da bulmuş güneşini. Tek başına. Dimdik ayakta ezeli ve ebedi aşkına gururla bakıyor. Mutluluktan saçları parlıyor. Kavruluyor belki güneşten fakat mutlu. Onu aramış. Uzun yollar kat etmiş. Uzaklaşmış ekildiği topraktan. Topluluğundan dışlamış kendini. Sadece kendi baksın istemiş Güneş’ine. Özel olmak istedi belki de onun için. Uğruna öldüğü güneşi bulmuş. Büyük kulaçlarla çıktım kıyıya. Gittim yanına. Kokladım saçlarını. Sıcağını hissettim. Gözlerine baktım. Aşkına, güneşine birlikte baktık. Sahi bilir misiniz güneşi uğruna ölen günebakanın hikâyesini? 

Müziğin, şiirin, sanatın ve güneşin tanrısı olan Apollon ve altın rengi saçları olan, deniz mavisi gözleri ile Pers Prensesi Clytie bu hikâyenin kahramanları. Aşkına karşılık bulamayan Clytie, Apollon ’un peşinde yemeden, içmeden dağ tepe gezerek sevdiğinin kendisini gökyüzünde göstermesini bekler. Ama hiçbir şekilde Apollon ona karşılık vermez. Üstelik gidip bir de Clytie’nin kız kardeşi Leucothoe’ye âşık olur. Clytie aşkından bitkin düşer. Artık güneşe bakarken başı dönmeye, gözleri kararmaya başlar. Vücudunda derman kalmamıştır. Dizlerinde ayakta duracak güç bulamaz ve yığılır aşkından kavrulduğu Apollon ‘un sıcaklığını verdiği toprağa. Ve ölür aşkından Clytie. Apollon Clytie’nin cansız bedenini kolları arasında görünce kahrolur. Ve göklerin tanrısı Zeus’a bir şeyler yapması için yalvarır. Zeus da Clytie’yi sarı saçlı bir çiçeğe dönüştürür. Artık Clytie günebakan suretinde Apollon’u sonsuza dek takip edecek nerede olursa olsun onu arayıp bulacak ve yüzünü ona dönüp ısıtacaktır sıcağıyla tenini. Okşayacaktır saçını saçtığı kuvvetli ışıklarla. Ve yaşayacaktır aşkını sonsuza değin. İşte günâşık bir çiçeğin hikâyesiydi anlattığım.

 Acısını paylaştım onunla. Beraber ısındık sıcağıyla. ‘Ah zaman yorgun günebakan güneşin adımlarını sayan. Gezginlerin yolu bitirdiği yerde o güzelim ülkesini arayan’ dizelerini okudum ona William Blake’den. Sonra döndü bana. Bul onu dedi. Saniyeler sürdü dönüşü. Tekrar baktı ebedi aşkına. Kafamda yankılandı sözü. Koştum denize doğru. Hızlı kulaçlarla yüzdüm. İşte balık ordaydı. Ben kulaç attıkça uzağa götürdü beni. Sonra daldı suya. Ben de daldım onunla birlikte. Takip ettim onu. Götürdü beni derinliklere. Gözlerim aşinaydı bu su şehrine. İyice indik derinlere. Sonra durdu, baktı bana. Uzun uzun baktı gözlerime. Kayboldu ortadan birden. Aradım. Döndüm durdum. Fakat yoktu bulamadım. Zihnimde duruyordu bakışları. Birden ufak bir kız çocuğu yüzü gördüm belli belirsiz. Gözlerimi açtım kapadım kayboldu. Çıktım su yüzüne. Baktım kıyıya. Ayçiçeği solmuş, güneşi batmak üzereydi. Olduğum yerde çırpındım durdum. Fakat neye yarar. Aklım karmakarışıktı. O kız kimdi ? Balık beni neden ona götürdü? Bu sorularla boğuşurken yorgunluktan titreyen kollarıma engel olamadım. Kıyıda gördüm onu. O kızı gördüm. Elinde kırmızı balonlu bir kız çocuğu. O kızdı bu. Az önce karşıma çıkan belli belirsiz halis gibi kızı gördüm kıyıda. Beni bekliyordu. Yüzdükçe yaklaştım ona. Kırmızı ayakkabıları vardı. Yüzdüm nefes nefese. Kot bir elbise, içinde çizgili bir kazak. Su yuttum hep. Saçları upuzundu. Sonunda geldim . Nefesimin sesi yankılandı kumların arasında. Sarıldım ona. Sevdim saçlarını. Öptüm yüzünün her yerini. Buldum seni dedim. Buldum! Sokak arasında yeşil kamyonundan bebeğine beşik yapan kızdı bu kız. Saçları kıvır kıvır. Mis gibi kokusuyla aldım nefesimi. Ufacık elleri var. Elini öptüm koklaya koklaya. Sol elinin üstünde ufacık bir ben. Elindeki beni öptüm. Öptüm. Öptüm. Öptüm. Sarıldım dayanamayarak sıkı sıkı. Buldum dedim buldum. Arkadaşları oyuna almayınca ağlayan, koltukların arkasına saklanıp kendine dünyalar yaratan, hayat dolu o kızı buldum. Sonra konuştu birden. Ne oldu sana? Dedi. Baktım şaşkınca. Saçlarıma dokundu. Okşadı yüzümü. Şimdi hasret giderme sırası ondaymış gibi sevdi beni. Gözlerimde takılı kaldı gözleri. Kaşlarının ortasında iz olan yere baktım. Suçiçeği izi. Ömür boyu bizimle olacak o derin çukur. Dokundum minik izine. O da benim yüzümde aynı yere dokundu. Sevdi Yaramızı. Tekrar sordu. Ne oldu sana? Sadece bakabildim gözlerine. Dudaklarımda güç yoktu. Konuşamadım. Tek ses çıkaramadım. Titremeye başlayan vücuduma engel olamadım. Bükülen dudağıma baktı. Usul usul akan fakat dinmek bilmeyen gözyaşlarımı sildi. Minik sabun kokulu eliyle okşadı yüzümü. Akan gözyaşımdan öptü. Balonunu verdi bana. Beraber bıraktık gökyüzüne. Batmakta olan güneşin yanına gönderdik balonu. Gözlerinde bana üzülen bakışları birden parladı. Gülümsedi kocaman. Kıvrılan dudaklarıma engel olamadım. Tebessüm etmemek elde değildi bu güzel yüze. Sonra yavaşça bıraktı elimi. Son kez gözlerime baktı ve gitti. Batan güneşin ışıkları arasında kayboldu. Ağlamam durmuştu. Gidişini seyrettim. Arkasına baktı. El salladı. Bana, İşte buldun beni dedi. Ve gitti. Turunculuğun sonsuz ışıkları arasında kayboldu. Saatler sonra dizlerimde güç bulabildim ve kalktım ayağa. Sırtım dönük olan denize doğru döndüm. Uzunca izledim mehtabı. Güneşin yerini soğuk ay almıştı. Öyle parlıyordu ki gözlerim kamaştı. Ve uyandım. Ter içinde kalmıştım. Etrafıma bakındım. Ne ay vardı ne güneş ne de o minik kız. Yatağımdaydım. Birkaç dakika kendime gelemedim. Gözümü kapadım. Tekrar açtım. Doğruldum yatakta. Ayaklarımı soğuk zemine bastım. Kalktım. Masamın üstündeki Lal şarabından doldurdum bir kadeh. Ve yanındaki aynadan yansıyan görüntümü izledim. Yüzümdeki tebessüme engel olamadım. O kız çocuğu için gülümsedim. Kıvırcık saçlarımı düzelttim. Ve kaldırdım kadehimi ona. Buldum seni dedim buldum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

ARAYIŞ

DÜNYA'NIN EN APTAL BÖCEĞİNE AŞIK OLDUM

 Dünya'nın en aptal böceğine aşık oldum bugün. Parmağımda gezinirken antenleri hâlâ yazıyorum işte buralara. Geceden kalma sarhoşlukla n...