8 Nisan 2023 Cumartesi

ÇİÇEK YANGINI


Kafamın içindeki seslerle uyandım bu sabah. Sanki bitmek bilmeyen bir siren sesi. Bir dakikayı çoktan geçmiş saygı duruşu fonu. Anons veriliyordu. Yağmur dolayısıyla şehirde dışarı çıkışların tehlikeli olduğu söyleniyordu. Aldırış etmedim. Kahvaltı yapmak istedim. Yağmur umurumda bile değildi. Çakmağı çaktım. Allah’ın cezası çakmaklar yine yanmadı. Sonunda yanan bir tane buldum. Kırmızı olan yanıyormuş. Sonra baktım ki mavi olan da yanıyormuş. Bir çanak çakmak içinden nasıl bulayım doğru olanı. Müneccim miyim ben? Kardeşime annem gibi seslendim yine. Gitgide benzer oldum. Cam dibindeki marketten yedi doksana aldığım fesleğen çekti dikkatimi. Nasıl da bana benziyor dedim içimden. Yemyeşil hoş kokulu fazla su istemez güneşe çok ihtiyaç duymaz kışa doğru çiçek açar ve toptan kurur. Bir dahaki yaza kadar yeşillenmez bir daha. Ne orkide kadar narindir ne kaktüs kadar güçlü. Her soğukta donar çiçeklerim. Isınana kadar da açmaz göstermez güzel beyazını yeşilini. İşte benim benzerliğim de bu noktada başlıyor. Ne su isterim ne güneş. Ölmeyi bekleyen fesleğen gibi tadını çıkarırım saksımın. Öleceğimi bilsem de hatta yaklaşsa da ölümüm ağrımaz karnım. Bilirim ki zamanım dolmuş o yerde. O evin camında bitmiş rüzgâr estikçe yayılan kokum. Herkes dokunur kokusunu duymak için. Sevinir buna fesleğen fakat bilir ki yerini yine orkideler alacak. Çünkü narin olanın üstüne titrer insan. Ölmesin diye elinden geleni yapar. Onunla konuşur sever. Aman ha suyunu fazla dökmeyin solar diye nidalar atılır evin içinde. Orkide gururla salınır yerinde. Çok güneşte kurur kalır az güneşte solar. Dar saksıda duramaz kökleri. Herkesin etrafında dört dönmesine bayılır. Hele çiçek açtı mı değmeyin keyfine oturun izleyin. Kaktüs ise aksine evin sevilmeyen çocuğu. Çiçek açmadığı sürece faydasız görülen fakat dokunmaya korkulan bir ergen misali orda burada durur. Hep yeri değişir fakat hiç rağbet görmez. Ben ne orkideyim ne de kaktüs. Zaten o kadar naif olamadım o kadar güçlü de. Zamanı dolunca ortalıktan yok olan bir yer mantarıydım ben. Fazla ilgiden boğulan fakat ilgisizlikten de çiçekleri zayıf düşendim ben hep. Nazendeydim biraz. Biraz da hoyrat. Yerinde durmayan ama evin içinde huzurla kalan. Bazen öfkeden deliye dönen bazen ipli gözlüğüyle sallanan koltuğunda huzurla gazete okuyan yaşlı tonton bir amca kadar sakin. Bazen güzel bazense çirkin. Uzun hikayeyim biraz. O an anlatılmak istenen fakat anlatmaya değmeyen. Bazen kıyan bazen kıyılan. Ölen ya da öldüren. Mezar çiçeğiyim aslında. Ölülere layık görülen. Solan mezar çiçeklerini gördünüz mü hiç? İşte o mezar sevilmeyen hatta akla gelmeyen fakat öylesine dikilmiş çiçeklerle hatta solmuş çiçeklerle dolu bir mezardır. Mermeri kararmış hatta yamulmuş bir mezardır o. halbuki mezara fesleğen ekilse anlaşılmaz öylece atılan bir ölü olduğu. Solsa bile fesleğen zamanı dolmuştur denir. Bakımsızlıktan ölmüş demez kimse. Bilirler huyunu. Benim mezarıma fesleğen ekin. Ne çok gelip beni rahatsız edin ne de az gelip özletin beni suya. İkisinin ortası olsun. Bari bakmasanız bile anlaşılmasın. Bedenim üzülmez de ruhum dışardan görse dayanamaz. Ağlar durur. Benim de kafam şişer. Mezarımda düşlemek isterim. Mesela bir fesleğen tarlasında yürümek isterim. En büyük fesleğenleri ben yetiştirmek isterim. Hani lavanta bahçeleri olur ya. Heh işte tam öyle koca bir tarla fesleğen. Gelenlerin kokusunu şişelemek isteyeceği kadar fesleğen. Hele bir rüzgâr esti mi işte tamam. Belki de hayatın anlamı bir tarla fesleğen kokusudur. Oturup dinlenirken burnunuzun mest olduğu avuç avuç fesleğen kokusu. Zamanı dolana kadar bu kokuyla delirircesine dans etmek. Hatta böyle anonsta söylediği kadar yağmur yağsa. Toprak kokusuyla yeşil saçlı kızların kokusu birleşse... Savursalar rüzgârla saçlarını ve delirsek o cennet kokusundan. Tadına varsak. Öleceğini bile bile. Zamanı dolduğunda kurumasını gözyaşlarıyla izlesem.ve yaksam şu yanmayan çakmakların yanan bir tanesi ile tüm tarlayı. Gözyaşlarım sel olsa. İşte bunun anonsunu verin. Bir sel olacak. Fakat benim hayat dostlarımı kendi ellerimle yakarken döktüğüm gözyaşından. Benden bu kadar. Yeterince canımı yaktım. Daha fazlasına dayanamam.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

ARAYIŞ

DÜNYA'NIN EN APTAL BÖCEĞİNE AŞIK OLDUM

 Dünya'nın en aptal böceğine aşık oldum bugün. Parmağımda gezinirken antenleri hâlâ yazıyorum işte buralara. Geceden kalma sarhoşlukla n...